Riga Sihirbazı


"Gazeteci: Başlayalım mı? Tahtanın başına ilk kez oturduğunuzda, bir gün Dünya Şampiyonluğu Maçı'na çıkacağınızı düşünmüş müydünüz? Peki, ya ilk oyununuzu hatırlıyor musunuz?

Satranç Oyuncusu: Düşündüm mü? Muhtemelen hayır. Ünvan maçları seyrek düzenlenen etkinlikler olduğu için, satrançseverlerin bu buluşmalarda yer almaları fiziken de güç olur. Satrançseverler diyorum, çünkü tüm profesyoneller de satrançseverlerdir.

İlk oyunuma gelecek olursak... İlk defa satranç oynayan kişi, söz gelimi Hong Kong gribine yakalanmış birine benzer. Bu kişi sokakta, hasta olduğundan bihaber gezmektedir. Kendini sağlıklı sanıp, iyi hisseder; ancak, mikroplar arka planda işlerini yerine getirmektedirler. Satrançta da, daha zararsız olsa da, benzerlikler yaşanır...
 

İlk oyunu kaybedersiniz. Fakat bir zaman sonra, babanız, ağabeyiniz ya da eski bir arkadaşınız size merhamet göstermek isteyince kazanır, kendinizle gurur duyarsınız. Aradan birkaç gün geçer ve artık satranç olmadığında hayatınızda bir şeylerin eksik olduğunu istemsizce hissedersiniz. Sonra ise, satranç hastalığına karşı doğal bir bağışıklığı bulunan insanlar arasında yer almadığınıza sevinirsiniz.

Hepimiz bu şekilde başladık ve sonra kimileri için kolay, kimileri içinse biraz daha zorlu olan aynı yolu izledik. Ancak yine de, Dünya Şampiyonluğu için masaya oturduğunuzda da o ilk oyununuzu anımsarsınız.

Ciddi anlamda oynadığım ilk oyunu, kuzenime kaybetmiştim. Hayatımda ilk kez 'Çoban Matı'na yenik düşüyordum ve bu bir trajediydi - Bu zamana dek kendimi tecrübeli bir oyuncu sanıyordum. Fakat aslında gerçek şuydu: Büyüklerimin bana karşı merhametli olmaları, mağlubiyetlerden çok daha fazla sayıda 'zafer' kazanmama sebep olmuştu.

Şimdi ise bu trajedi. 10 yılımın tamamında bir ilk.

Sonra, bambaşka nedenlerle, drama kulübüne dahil olmak isteyerek Riga Öncüler Sarayı'na gittim. Koridordaki kapıların birinin üzerindeki 'Satranç Bölümü' yazısı dikkatimi çekti. 'Harika' diye düşündüm! Diğerlerine yardımcı olan adama hislerimin incindiğini söyleyebilecektim ve o da nasıl kazanabileceğimi gösterecekti.

İçeri girdim. Orada hiçbir şey kolay yoldan anlatılmamasına karşın orada kaldım ve kaldım. En nihayetinde de oyunun büyüsüne kapıldım. Belki de bu, satranç oyuncularına ismi tanıdık gelmeyen ilk öğretmenim Yanis Kruzkop sayesinde olmuştu. Satranca çok şey kattı, çünkü yetiştirdiği tüm öğrencilerine yürekten bir satranç sevgisi aşıladı. 

 

Birkaç aylık derslerin ardından, ağabeyime karşı kazanmaya başladım. Fakat ne yazık ki, kendisi kötü oynadığından, sonuçlar bana hiç haz vermiyordu. Artık sıra daha kuvvetli rakiplerin peşinde koşmaya gelmişti..."


Anlatılanlar satranç literatürünün en kıymetli eserlerinden biri olan "Mikhail Tal'in Yaşamı ve Oyunları"'nın ilk satırlarından. 8. Dünya Şampiyonu Mikhail Nekhemyevich Tal (1936-1992) yaşıyor olsaydı, bugün 87 yaşında olacaktı...

- The Life and Games of Mikhail Tal, Mikhail Tal (RHM Press, 1976)
  • 2013/1 Sokak No:2 Ege Apartmanı Daire:10 Bostanlı - İzmir / TÜRKİYE
  • +90 536 357 31 56
  • info@analizsatranc.com

PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.