Yazışmalı satranç, teknoloji çağı öncesinde yeni açılışlar denemenin ve konumsal anlayışı geliştirmenin önemli bir enstrümanı olarak görülür. Eski Dünya Satranç Şampiyonu Alexander Alekhine ve 'Kuzeyin Veliahtı' Paul Keres gençlik yıllarında gelişim için satrancın bu ağır seyirli branşına başvurmuşlardır. Ancak satrançta ilerlemenin birçok yolu varken, yazışmalı satrancı diğer araçlardan farklı kılan derinliğe verilen önem olsa gerek. Hızlı olma çabasının beraberinde getirdiği yüzeyselliğin en geçerli yaklaşım olduğu günümüzde, bunu anlayabilmek kadar, anlatabilmek de güç.
Tarihe meraklı okurların, satranç tarihine ilişkin hazırladığı nitelikli eserlerden tanıdığı
Tim Harding, 2002 yılında kaleme aldığı
"64 Büyük Satranç Partisi" isimli kitabında, yazışmalı satrançta iz bırakmış 64 oyunu ele alır. Öğretici ve çoğu zaman parlak fikirler barındıran oyunlar arasında dikkat çekenlerden biri de İsveçli iki oyuncu
Arvid Sundin ile
Erik Andersson arasındaki
şu oyun:
Birçoklarınca tarihin en güzel yazışmalı partileri arasında
Estrin-Berliner, 1965 ile
"Üçüncü Deneme" isimli kitapta 'kartvizit' olarak adlandırılmış
Sanakoev-Shaposhnikov, 1963 oyunları gösterilmesine karşın, bazı kaynaklarda bu karşılaşmaya da
"Yazışmalı Satrançta İsveçli Ölmezi" nitelendirilmesinde bulunulur. Fransız Savunması Winawer Varyantı'ndaki karmaşık konumda, taraflar ters taraflarda üstünlük arayışına girerler. Bu durum tahtada, tek bir temponun dahi önemli olduğu keskin bir mücadelenin yaşanmasına sebep olur. Oyunu unutulmaz kılan ise Beyazın vezirinin düşürülmesine izin verip şah kanadında sonuca gitmesidir.
Sundin-Andersson karşılaşmasının ölümsüzlüğünü satrancın dışındaki kimselere de göstermek istercesine, İsveç'te 12 Ekim 1985'te basılan pulda, oyunun son konumunun bir kesitine yer verilir.